Facebook’ta “insanlık” öldü! Yatağanbaba’dan Deniz Baykal’a, Mustafa İslamoğlu’ndan Atatürk’e, hatta Allah’a kadar küfürler kol geziyor!

 _nsanlik__ld__470.jpg

Geçtiğimiz haftalarda, Facebook’ta bir “özür metni” yayınlandı. O metinde şöyle yazıyordu:

 

Barış Manço Hayranları Sayfamızda kontrolümüz dışında Sayın Yatağanbaba’ya küfür ve hakaret edilmiştir. Bunun üzerine çok emek vermiş olsak da sayfamızı tamamen kapattık. Mahkemede benim adımın da Sayfa Sorumlusu olarak geçmemesi için, uzun ricalarımız ve özür dilemelerimiz sonucu Sayın Yatağanbaba benim hatırım için mahkemeye gitmekten vazgeçmiş, büyüklük göstermiştir!

 

Peki bu “mahkemeden döndüren” özür ve metin neden yayınlandı? Bu metin bu konunun sonucu… Arka planında ise iki gün gece-gündüz süren elli türlü özür dileme var… Bu özür yazısını yazan kişi, “Yatağanbaba”nın adı ile, bir “ağır ruh hastası / dengesiz bir sapık”ı “aynı video”da etiketledi. Etiketlenen video da Barış Manço ile ilgili hazırlanmış bir video… Yatağanbaba bu etiketlemeye “benim adımı o malum kişi ile aynı videoda etiketleme, herkesin bir haysiyeti ve şerefi var” diye yazdı. Sonra da videoyu yükleyen özürcü Yatağanbaba’nın ve o malum kişinin etiketini kaldırdı. Bu kaldırma sonucu “iş kapandı” derken, aynı videoda etiketlenmiş iki ayrı kişi ortalığı velveleye verdi. Biri “anlamıyorum, neden Yatağanbaba’nın adının geçtiği her yerde tartışma çıkıyor” derken, ötekisi “biz bir şey yapmıyoruz, malum kişi durduk yerde olay çıkarıyor” diye yazdı… Bu ikiliden ilki “Kur’an’daki İslâmı daha önce şeyettiydim”, ikincisi de “burası benim sayfam ister Kur’an koyarım ister porno” diye yazanlar… Yatağanbaba bunlara daha önce gereken cevabı vermiş ve listesinden de silip-atmıştı. Fakat o “kuyruk acıları”ndan ötürü, hem sözlerini inkar edip hem de yukardaki cümle ile saldırdılar. Oysa ki bu ikisine “giren-çıkan” yoktu! Bir de üstüne üstlük “senin derdin bizimle” yazacak kadar kafayı yemiş zavallılar! Siz “sıçtığım bok” bile olamazsınız, Yatağanbaba’nın sizinle ne derdi olacak? Kimsiniz ki? Ürettiğiniz ne? Ordan-burdan araklanmış, onlarca televizyondan çekilmiş görüntülerin ortasına babanızın tapulu malı gibi sitelerinizin adını yazmakla / iki tane kıçı kırık video klip paylaşmakla kendinizi bir bok mu sandınız? İki bok sansanız ne olur?

 

 

> ALLAH BAHADIR AKKUZU’YU NEDEN ÖLDÜRMÜŞ?!

 

Peki Yatağanbaba videodan adının etiketini neden kaldıttırdı? Çünkü aynı videoda adı etiketlenen bir başkası şunu demişti:

 

Kurtalan Ekspres TRT’de program yapacak ve Barış Manço’nun sırtından para kazanacaktı. Yatağanbaba da bu işin içinde. Onun için Allah Bahadır Akkuzu’yu öldürdü ve bu projeyi engelledi…

 

Bu Allahsız-Kitapsız sapık, Barış Manço için karısından bile boşanmış bir akıl hastası… Bu manyağın böyle olduğunu bildikleri halde, yemeyip-içmeyip biriktirdiği arşivine ulaşabilmek için internette 5-10 tane yalakası var, bunu pohpohlayıp dururlar… Tuvalet kağıdı bile etmeyecek o sararmış gitmiş gazete ve dergi küpürlerini bunun münasip bir yerine monte etmek varken, o sararmış gitmiş küpürler ve kıçı kırık iki tane video kaydı için bu kişiye böyle yalakalık yapanlar da da var bir bozukluk! Değer mi Yatağanbaba’ya ve Bahadır Akkuzu’ya attığı o iftiralara bu küpür ve Barış Manço’nun bir-kaç video kaydı? İnsanlık onuru bunlardan daha mı az değerli?

 

İşte Yatağanbaba’nın “aynı videoda adının o kişi ile etiketlenmesine karşı çıkış gerekçesi” bu / bunlar idi. Ölünün arkasından bile en şerefsiz iftira ve dedikoduları çıkaran sapıkla aynı videoda adının etiketlenmesine karşı çıkmasından daha doğal ne olabilir ki?

 

Konu buyken ve itirazım da ancak beni bağlarken, bu adı geçen ikili “yırtık dondan çıkar gibi” çıkıp, konu ile hiç alakaları yokken köpekliklerinin icabı böyle sataştı. Sonra da ağza alınmayacak küfürler başladı. Yatağanbaba o sayfayı olduğu gibi photoshop’a kopyalayıp Avukatı’na gönderdi ve “dava açmak için dosyayı hazırla” dedi…

 

Daha komiği ne bilir misiniz? Bana küfreden daha 16 yaşında, yani daha dünkü bok! Küfretmek en vazgeçilmez katığı olmuş. Daha önce de Facebook’ta (kancıklığından bunu da inkar eder ama), Akademi Türkiye Yarışması’nda yarışan şu anda ise çok ünlü bir oyuncu için “karaktersiz / kişiliksiz” diye yazmıştı, “sen kişiliksiz ne demek biliyor musun” diye sormuş / uyarmıştım sonra da o yazısını silmişti. Bu çocuğun anası-babasına sormak lazım “terbiyesini veremeyeceğiniz çocuğu niye peydahladınız” diye?!  Bu Facebook özelime “abi ben Kanada’dayım şimdi bu mahkeme için Türkiye’ye geleceğim, annem-babam da ben de perişan olacağız, benim yaşımda birisinin bunları yaşamasına gönlün razı olacak mı, o kişileri de listemden sildim, sayfayı da kapattım” diye iki gün gece-gündüz özür dilemesi olmasaydı, o küfürleri eden kanıbozuk kelpin hayatı kayacaktı!

 

Çünkü sokaktaki sıradan bir adama küfretmekle, Yatağanbaba’ya küfretmek aynı şey değildir. Hukukta cezası başkadır. Çünkü Yatağanbaba, yayınlanmış 10 eseri bulunan, fikirleri Dünya’nın orasında-burasında tartışılan, yazıları Üniversite’de ders konusu olmuş bir “fikir adamı” ve de Anayasal bir Parti’nin de “İl Başkanı”… Aynı şekilde Başbakan’a sövmenin cezası da aynı değildir. Sarper bu özrü dilemese, anne-babası tarafından terbiyesi verilmemiş o kendini bilen yaratığın Sülalesi ayaklarıma kapanacaktı, “şikayetinden vazgeç” diye… Çünkü biz bunları çok yaşadık, ağzı alınmayacak küfürleri ederler, dava açılanca da yalvarmaya başlarlar “sen büyüksün büyüklük göster” diye…

 

“Çocuk” demek “öküz” demek değildir, bu “cüreti cehaletinden gelen” kanı ve sütübozuk adiler internetten hiç bakmazlar mı “yayın ve internet üzerinden küfür ve hakaret kaç yıldan başlıyor ve kaç milyar tazminatı var” diye? “Mal” olduklarından bakmazlar. Üstelik de 16 yaşta çocuk olmaz, her bir şeyi domuz gibi de biliyorlar… Bunlar domuzlukları ve köpeklikleri ile geberirler başka da bir şey olmaz! Herkes Yatağanbaba gibi merhametli değildir, nasıl olsa bunlar –kanlarına işlemiş olan o- küfür etme şerefsizliğini tekrarlayacaklar, nasıl olsa Yatağanbaba veya bir başkası bunları kanuna uygun şekilde bir yerde kıstıracak ve o zaman “çıktıkları deliğe” (anladınız siz onu) sokacak… Çünkü bunlarda ana-baba terbiyesi olmadığı için “özür dileme” diye de bir şey yok! Söver söver sonra da gider hiçbir şey yokmuş gibi günlerini gün ederler. Yaşınız ister 16 ister 26 ister 36 ister 106 olsun, internetin ardına saklanıp hırsızlığınız, iftiralarınız, sütübüozukluğunuz, kanıbozuklğunuz, köpekliğiniz, domuzluğunuz, şerefsizliğiniz, kıskançlığınız, hakaretleriniz, küfürleriniz, Allahsızlığınızla geberin!

 

 

> KÜFÜRLE SİNDİRMEK İÇİN “PKK’NIN
   TAKTİĞİ”Nİ UYGULUYORLAR!

 

Ha biz bu küfürlerin altında mı kalacağız? Aynısı 5 misliyle “anında” iade ediyoruz bu Kuduz Köpek vakalarına… Çünkü Türkiye’nin en saygın insanlarına bile gerek çocuk, gerek yetişkin, gerek Kurum sıfatıyla ha bire küfür ediliyor. İnternet sitelerinde yayınlanan haberlere yazılan yorumları okuyorum da, ağzım açık kalıyor… İnsanlar sanki küfürle kafayı yemiş! Öyle yavşaklaşmışlar ki, üstlerine varsan da dillerini uzatıp hırlıyorlar, üstlerine varmasan da… Köpekliklerinin kanıtı için bu bile yeterli… Ha fakat bundan sonra böyle, kim küfür etti, kendisini Hakim’in karşısında bulur. Kaç milyar tazminat ödeyeceğini Sülalesi düşünsün…

 

Bu küfürle kafayı yemiş cibilliyetsiz onun-bunun çocukları için elimizi kana bulayacak değiliz ya… Belâlarını kanunlardan bulsunlar. En uyuz olduğum da bu küfürleri misliyle iade ettiğimde “yakıştı mı size Murat bey” diye sorulması… Bu da ayrı bir manyaklık! Karşıdaki küfür ederken biz teşekkür mü edeceğiz?!!! Gerek sözle gerek yasayla müstahakkını vereceğiz… Hem küfürünü iade edeceğiz hem de dava açacağız, bu tutumumuz “ister yakışsın ister yakışmasın”, bizim mezhebimiz ve meşrebimiz o kadar geniş değil!

 

Bu ana-baba terbiyesi görmemiş “dünkü boklar”ın ilk mikropluğu da değil. Daha önce de Nihat Genç’in adını taşıyan bir siteden organize / toplu halde bu küfür bombardımanı başlamış, avukatıma “dava aç” dediğimde, e-postam’a onlarca “özür ve etme-tutma” e-mektubu ile Site sahibinin özrü gelmişti. Orda da afallamıştım. Çünkü Site Sahibi “bu sitedeki kullanıcılar 18 yaşından küçük ben onlar adına sizden özür diliyorum” demişti telefon açıp. Sonra da sitenin manşetinden gene bana aklınca dolaylı yoldan laf sokarak da olsa (ki kastettiği tam da sitesinin karşılığıdır) yazılı olarak da özür diledi ve mahkemeye gitmekten vazgeçmiştim.

 

İyi de arkadaş, madem bunların yaşı “18’den küçük”, bunlar bu “küfürleri nerden öğreniyorlar ve de ediyorlar”?… Burada sorulması gereken soru bu değil mi? Karşı görüşteki adamı susturup-pusturmak / sindirmek için bu “Küfür Timleri”ni mutlaka birileri oluşturuyor! Nasıl ki PKK’lılar Polis’i taşlarken “bunlar ceza almazlar” diye çocukları çocukları kullanıyorlar, ben öyle sanıyorum ki, intermette gençlere bu küfürleri de belli çevreler öğretip-yönlendiriyor. Kişiliği / karakteri tam oturmamış bu yaşı 18’den küçük sazan takımı da hiç kendisini-ailesini-yarınlarını düşünmeden küfürleri basıyor. Bunu kimi “Vatanseverlik” kimi “Din” kimi “Futbol taraftarlığı” adına yapıyor ama yapıyor…

 

Bu internetle ilgili kanunlar tekrar gözden geçirilmeli ve çok ağır yaptırımlar uygulanmalı. Çünkü Yatağanbaba’dan Bakanlar’a, Başbakan’dan Genelkurmay Başkanı’na, Atatürk’ten Hz.Muhammed’e hatta Allah’a kadar yakası açılmadık küfürler “çok sıradan hale” geldi. Basın’ın yazdığına göre Yargıtay Başkanı “AKP’yi kapatın diye mahkemeye başvurduğunda” yediği küfürler için tam 800 kişiye dava açmış! Yargıtay Başkanı’na bile 800 kişilik bir orduyla saldırılması / böyle küfür edilen bir internet, silahtan daha tehlikelidir. İsterseniz google’ye “orospu çocuğu” diye yazıverin, neler çıkıyor görün, Deniz Baykal’ından Mustafa İslamoğlu’na kadar bu küfürü yemeyen yok… Siyasi görüşünü beğenmedin hemen klavyenin başına geçip yaz “orospu çocuğu”, Dini görüşünü beğenmedin hemen klavyenin başına geçip yaz “orospu çocuğu”, kaleci hatalı gol yedi hemen klavyenin başına geç yaz “orospu çocuğu”… Sanırsınız ki Türkiye’de bir makine var ve leblebi üretir gibi “orospu çocuğu” üretiyor!!! Bu nasıl iştir?!!! Ben şunu bilirim: Orospu çocuğu olmayana orospu çocuğu diyenlerin kendileri orospu çocuğudur!

 

Yazımda çoluk-çocuğundan yetişkinine kadar bu küfür edenleri ve edilenleri yazacak değilim, fakat “2 isme” edilen küfürler hakkında bir şeyler söyleyeceğim:

 

 

> FACEBOOK’TAN DAVET: ATATÜRK’E TÜKÜRÜN!

 

Facebook’ta kimliği belirsiz bir kişi, 171 bin üyeli “Sigara içmeyen kaç kişi kaldık?” grubunun yer aldığı sayfayı ele geçirerek Atatürk’e hakaret eden sözler ve dini propaganda içerikli mesajlarla doldurdu.

 

Kendini ‘gündüz mücahidi’ olarak tanımlayan internet korsanı, gruptaki üyeleri ‘putperestlikle’ suçluyor. Grubun ana resmini değiştirerek Atatürk’ün denize girerken çekilmiş bir fotoğrafını koyan korsan, resmin üzerine “Medeniyet denilen maskara mahlûku görün / Tükürün maskeli vicdanına asrın, tükürün!” dizelerini yazdı. Grup facebook tarafından kapatıldı. (Milliyet Gazetesi / 18 Eylül 2009)

 

Kapatıldı kapatılmasına da, bu “yeterli” mi?! Hayır! Nitekim Milliyet Gazetesi’nin internet sitesinde yayınlanan bir habere bir okuyucu şu yorumu yapmış:

 

Vatan hainin derhal yakalanması lazımmmmm… (Vecdi Hatunoğlu) Ben de öyle düşünüyorum. Bu “Teknoloji Çağı”nda Devlet, bu haini er-geç yakalayabilir, bunların Hakim karşısına çıkartılması şarttır!

 

Bu Grup kapatıldıktan kısa bir süre sonra, Atatürk’ün bir fotografının photoshop’ta oynanmış şeklinin konduğu yeni bir Grup / Sayfa daha açıldı… Bu Atatürk’e küfretmek için açılan Grup ve Sayfalarla sürekli mücadele eden bir Bayan Facebook Arkadaşım, listesindekileri gene haberdar edip, bu Grubu / Sayfayı Facebook Yönetimi’ne şikayet etmeye davet etti. Şikayeti ettim. “Belâmı” da okudum!

 

 

> FACEBOOK’TA “ALLAH’A KÜFÜR”
   ATEİSTLER’İN DEĞİL SATANİSTLER’İN İŞİ!

 

“Kendime ve Atatürk’e edilen küfürlere rahmet okutacak” bir rezalet daha sergilendi Facebook’ta. O da “sırf Allah’a küfretmek için” açılan bir Grup / Sayfa… Sayfanın / Grubun adı İngilizce ama kullanılan kelime herkesin / İngilizce bilmeyenlerin bile anlayacağı bir kelime… O kelimenin İngilizcesi’ni de Türkçesi’ni de yazmayacağım… “Dünya kuruldu kurulalı” Cenab-ı Allah’a “böyle küfür” edilmemiştir! İNSANLIK ÖLMÜŞTÜR!

 

Adıyla cinsel çağrışımlı ve Allah’a küfredici bu Sayfayı / Grubu açanların ben “Ateistler” olduğunu sanmıyorum. Bir “sıfat” ve “felsefe” bağlamlı olan “Ateist” kelimesi Fransızca ve orijinal yazılışı “athéiste”. Türk Dil Kurumu bu kelimeyi “Tanrıtanımaz” olarak çevirmiş. Halk arasındaki bilinen tanımı ise “Allah’a inanmayan”… Allah’a inanmayanlardan ben bu küfürleri duymuş değilim. Fakat Allah’a karşı bu tür çok adi küfürleri “Satanistler” ediyor. Bir isim olan “Satanist” kelimesi de Fransızca ve orijinal yazılışı “Sataniste”. Türk Dil Kurumu bu kelimeyi “Şeytan’a tapan kimse” diye çevirmiş. Halk arasında bilinen tanımı da böyle…

 

Allah’ı tanımayan / tapmayanlardan Tarih boyunca Allah’a karşı bir isyan pek görülmemiştir. Fakat putlara da tapıp Allah’a şirk koşanlardan görülmüştür. Şeytan’a tapanlardan da… Kur’an “Şeytan’a tapanlar”ın ne kadar organize hareket ettiğini şöyle ifade etmiştir:

 

İblis Orduları toplu haldedir! (Şu’ara Suresi – 95.Ayet / Prof.Dr.Yaşar Nuri Öztürk Tercümesi / www.kuranmeali.com

 

Allah Kur’an’da İblis’in bu Orduları’na / Dostları’na “vahyettiğini / emir verip-yönlendirdiğini” de söylüyor:

 

…Şeytanlar kendi evliyasına/dost ve destekçilerine sizinle mücadele etmeleri için elbetteki vahiy gönderirler. O şeytan evliyasına boyun eğerseniz kesinlikle müşrikler oldunuz demektir.  (En’am Suresi – 121.Ayet / Prof.Dr.Yaşar Nuri Öztürk Tercümesi / www.kuranmeali.com

 

 

> ŞEYTAN da İNTERNET KULLANIYOR ve FACEBOOK ÜYESİ!

 

Bu şerefsiz Şeytan / İblis / Pislik, Kur’an’da atıf yapılan bu tıpkı kendisi gibi şerefsiz ve pislik Dostları’na / Orduları’na bu emirlerini verirken / vahyederken, “interneti” de kullanıyor! Türkiye aleyhine çalışanlar, Atamız’a, Bayrağımız’a ve Allahımız’a küfredenler bunu alenen edemedikleri için soluğu internette alıyorlar. İnternetin de günümüzde en popüler sitesi Facebook olduğuna göre Şeytan’ın Dostları’ndan oluşan Orduları da Facebook’a Karargâh kurmuşlar! Bunlar internet ve Facebook’ta elli türlü rumuzun ardına saklanıp ha bire sövüp-sayıyorlar / İlahları’ndan aldıkları emri yerine getiriyorlar!

 

Şunu da itiraf edelim: Ben Şeytan olsam, ben de özelde Facebook’u genelde ise interneti kullanırdım. Çünkü mesela Facebook 300 milyon kullanıcısı olan bir site… Şerefsiz Şeytan da bunu biliyor ve Askerleri’ni oraya da yığıyor…

 

Her ne kadar bu Şerefsiz Şeytan’ın Orduları’nın açtığı Facebook’taki “Sapık Sayfa ve Gruplar”, Facebook’taki Şerefli Allah’ın Orduları’nın şikayetleri ile bir müddet sonra kapatılsa da,  bu denli adice küfürleri eden “İnsanoğlu” yüzünden İnsan “insanlığından” utanıyor…

 

 

> İNTERNET SİTESİ HACKLEMEK, DİNEN “CAİZ” MİDİR?!

 

Allah’a küfür içeren Grup ve Sayfalar ile ilgili bizim yapabileceğimiz bundan ibaret! Facebook Yönetimi’ne şikayet edip kapattırmak! Gerisini / o küfürleri edenler hakkında hükmü, “Hesap Günü”nde Allah kendisi verecek!

 

Peki konusu geçmişken “Site hacklemek / bozup kullanılmaz hale getirmek” doğru mu? Din dili ile söyleyecek / soracak olursak “caiz / serbest” mi?

 

Bu soruyu, yurt dışında Türkiye aleyhine yayın yapan / “Türkler Ermeniler’e soykırım yapmamıştır demeyi suç sayan” Ülkeler’deki siteleri çökertmek isteyen Türk Hackerler Prof.Dr.Zekeriya Beyaz’a msn’de sordu, Hoca’nın cevabı şu oldu:

 

 

> ZEKERİYA BEYAZ’IN “CW AKINCILAR TİM HACK GRUBU”NA
   VERDİĞİ, “İNTERNET TARİHİ”NE GEÇEN FETVASI!

 

İnterntin haşarı çocukları ‘hacker’lar Türkiye’nin en çok tartışılan İlâhiyatçısı Prof. Dr. Zekeriya Beyaz’dan MSN ile fetva aldı. CW Akıncılar TİM adlı ‘hack’ grubu, MSN ile yazıştığı Beyaz’a yabancı siteleri ‘hack’ etmekle günah işleyip işlemediklerini ve kul hakkı ihlâlinde bulunup bulunmadıklarını sordular. ‘Hacker’larla sıcak bir diyalog içine giren Beyaz hoca “Yabancı bir siteyi ‘hack’lemek günah mıdır? Acaba kul hakkına giriyor mu?” sorusuna şu cevabı verdi:

 

“Zararlı varlıklara yapılabilir. İslâm dinine ve Türk milletine zararlı olanlara yapılabilir, sevap olur. Günah işleyen zarar veren onlar, siz o zararı ve günahı önlemiş olduğunuzdan sevap kazanırsınız. Gazanız mübarek olsun!”

 

Beyaz Hoca ile web kamerası kullanarak görüntülü olarak yazışan ‘hacker’lar, böylece kafalarını kurcalayan sorulara cevap bulup rahatlamış oldu. ‘Hacker’lar, Beyaz hocanın tarihe geçecek bu fetvasını kaydedip internette yayınlamaya başladı. (Kaynak: İnternetteki yüzlerce site ve forum)

 

> “KÜFÜR”BOOK’A DÖNEN FACEBOOK’TAN
   NEDEN ÇEKİP-GİTMİYORUM?!

 

Türkiye’de içi boşaltılmamış / çürüyüp-yozlaşmamış neredeyse hiçbir kavram-kurum ve yer kalmadığından, son aylarda en sık kullandığım söz, farkında olayım veya olmayayım “kafamı bozmayın çeker giderim haa” oluyor. Bu Facebook’tan da kaç defa çekip-gitmeye niyetlendim. Enteresandır Facebook’takiler de bunu bir biçimde hissediyor. Özel mesaj kutuma ençok gelen bu “Facebook’tan ayrılmayın” konulu mesajlar…

 

Peki neden gitmiyorum? Çünkü bu Allahsız-Kitapsız Bizans Basını’nın yer vermediği ne kadar Kültür-Sanat faaliyeti varsa Facebook’ta paylaşılıyor. Basın’da yer almayan pek çok Kültürel etkinliği ben Facebook’tan öğreniyorum. Allah da biliyor ya, Facebook’ta sırf bu Kültür-Sanat faaliyetleri / paylaşımları için duruyorum. Yoksa o paylaşılan Siyasi mesajları ve videoları ben zaten biliyorum. Ben zaten “İl Başkanı”yım, o işin uzmanıyım… Fakat Facebook’ta 30 – 35 yıl önceki hatıralar bile paylaşılıyor hayranı olduğumuz Sanatçılar tarafından… İşte bu “sevdiklerimiz”le beraber olabilmek için çekip-gitmiyorum, sabrediyorum.

 

Üstelik de bu mide bulandıran yukarıda anlattığım o tek küfürden başka (ki bana Yazarlık ve Siyaset Kariyerim boyunca bu kişiden başka böyle küfür eden de olmamıştır) Facebook’taki arkadaşlarımın tamamına yakınından hergün özel teşekkür mesajı alıyorum. Daha dün bir Facebook Arkadaşım “annemdeki tümör yeniden ortaya çıktı, kendimi koyuvermiştim, ………….yaparak beni öyle sevindirdiniz ki, sizi hayatım boyunca sevgi ile anacağım” diye yazdı.

 

Bir de Facebook’ta faydalı oludğumu düşünüyorum. Bunu gelen mesajlardan anlıyorum. Atatürk’e küfreden Sayfa ve Gruplar’ın kapatılması için çok mücadele eden Facebook’taki Bayan Arkadaşımdan gelen aşağıdaki özel mesaj buna bir örnek:

 

Öncelikle kandiliniz mübarek olsun. Yazılarınızı elimden geldiği kadar takip etmeye çalışıyorum. Doğru noktalara değiniyorsunuz. Bazen bizlerin dikkat etmediği , o an için düşünemediği veya önemsemediği konuları ele alıyorsunuz. İlk bakışta bu kadar ayrıntıya neden dikkat edelim düşüncesiyle tepki verme tavrına girilsede düşününce doğru fikirleri savundugunuzu görüyorum. Çünkü her konuda dikkat etmemiz , herkonuda saygılı olmamız ve en önemlisi herkonuda önce bir düşünmemiz gerekir. Toplum eğitimi herkesin görevidir. Ben bile farkında olmadan dikkat etmediğim bi çok durumda artık dikkat etmeye çalışıyorum. Bu nedenle size teşekkür etmek istedim. Facebooktan ayrılmayı falan mı düşünüyorsunuz? Lütfen ayrılmayın! Yazılarınız yeni yetişen birçok gence eğitici olurken bizlerin bile gözünden kacan bazı noktalarda hatırlatıcı oluyor.

 

Bunca yıllık zorlu ve çok çetin mücadelem boyunca, “beni ençok etkileyen sözlerden biri”ni de ben Facebook’ta duydum. “Türkçe” için verdiğim mücadeleye bir “Baba” aynen şöyle yazmıştı: Türkçemiz için yaptığınız çalışmalar ve veridiğiniz mücadeleniz için, size “henüz 2,5 yaşındaki oğlum adına” teşekkür ediyorum!

 

İşte bu güzellikler ve yankılar için çekip-gitmiyorum! İleride ne olur bilemem ama şu anda Facebook’tan gitmiyorum, kaşınan olursa mahkemeye gidiyorum!

.

.

.

YAYIN TARİHLERİ:

.

serdar_face_470.jpg

.

yha_face_470.jpg